Türkan BAŞYİĞİT
BİR TÜRK VATANSEVERİ MEHMET AKİF ERSOY...
12 Mart 2016 Cumartesi 10:41:39

BİR TÜRK VATANSEVERİ MEHMET AKİF ERSOY...

 

Mehmet Akif Ersoy Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal marşı olan İstiklâl Marşı'nın güftekârıdır. "Vatan şairi" ve "milli şair" unvanları ile anılır. Çanakkale Destanı, Bülbül en önemli eserlerindendir. Kurtuluş Savaşı ‘ndamilletvekili olarak TBMM'de yer almış, İstiklal Madalyası  sahibi bir vatanseverdir. Bugün ne yazıkki Türkiye’de daha çok İslamcı kesim tarafından önemsendiği için Türk aydın ve entelektüellerinin pek tanımadığı yada önyargılı baktığı bir isimdir. Ki bence İslamcılarda Mehmet Akif Ersoy’u anlayamamıştır. Kendisi 2.Meşrutiyet Dönemi ılımlı İslamcıların temsilcilerindendir. Fakat dönemin ılımlı İslamcıları radikal İslamcılardan farklı olarak batıyı red etmez batı medeniyetinin teknolojini alıp kültürünü almamamız gerektiğini savunur. Ki o dönemde ülkede ılımlı batıcılarda aynı görüştedirler.

************

Balkan Savaşı'ndan sonra, ilk olarak Umur-i Baytariye görevinden (1913), sonra yayınlarının hükümetle uygun düşmemesi nedeniyle  Darülfünun müderrisliği görevinden (1914) ayrıldı. Yalnızca Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi'ndeki görevini sürdürdü. ll.Abdülhamid’in  İslamcılık ideolojisinin temelinde, çok uluslu imparatorluk olan Osmanlıyı yıkılmaktan kurtarmak için birleştirici unsur olarak İslam dinini kullanması yatar. Dış boyutu ise Osmanlı Devleti’ne karşı milliyetçilik akımlarını kullanan batılı devletleri sömürgelerinde çökertmektir. Bu nedenle Abdülhamit döneminde Jakarta’ya kadar Osmanlı din adamları giderek halifeliği ön plana çıkartarak Müslüman halkın sömürgelerde isyan etmelerini sağlamaya çalıştılar. O dönem için İslamcılık ilk kez deneniyor olması açısından önemlidir. Ama başarısız olmuş bu ideolojiyi bugün hala savunmak tarihten ders almamak ve aymazlıktır.

**************

İşte bu genel devlet politikası içerisinde Mehmet Akif bey’e Harbiye Nezareti’ne bağlı Teşkilat-ı Mahsusa'dan  çalışması teklif gelir. İslam birliği kurma gayesi güden Almanya’ya (Berlin’e ) Tunuslu Şeyh Salih Şerif ile birlikte gitti. (1914). İngilizlerle birlikte Osmanlı'ya karşı savaşırken Almanlar'a esir düşmüş Müslümanların kamplarında incelemelerde bulundu ve farkında olmadan Osmanlı’ya karşı savaşan bu Müslüman esirleri aydınlatmaya çalıştı. Fransız ordusundaki Müslümanlara yönelik yazdığı Arapça beyannameler cephelere uçaklardan atıldı. Almanya’da iken yazdığı Berlin Hatıraları adlı şiirini dönünce Sebilürreşad’da yayınladı.

**************

Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı dönemde mütareke İstanbulunda Teali İslam Cemiyeti kurulur. Din adamları! İngilizlerin kanatları altında Rahip Fru ile dinler arası diyalog yapıp Anadolu’da çıkan iç isyanları tetiklerler. Seyhülislam fetvası yayınlanır. Kuvayı Miliyeye katılmanın büyük günah olduğu söylenir. Nasihat Heyetleri ve İngiliz yanlısı işbirlikçi sözde din adamları Hilafet ordusuna katılması için Anadolu insanını ikna etmeye çalışırlar. Bu satılık din adamlarının yaptıkları sadece batıda Yunan Ordusunun ilerlemesine katkı sağlamıştır. Ama Anadolu’da Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi ve bir çok ilin müftüsü karşı fetva yayınlarken halk arasında çok sevilen Mehmet Akif Ersoy’da halkın milli mücadeleye katılması için dolaşacaktır.

**************

12 Mart 1921 yani bundan tam 90 yıl önce savaşın en zor insanların en umutsuz olduğu günlerde mecliste kabul edilir İstiklal Marşımız…. Halkı savaş için motive etmek amacıyla bir marş yazılması için bir yarışma açılır. Fakat gönderilen hiçbir şiir beğenilmemiştir. Hamdullah Suphi Bey Mehmet Akif Bey’den bir şiir yazmasını ister. Çünkü Çanakkale Destanı herkes tarafından bilinmektedir. Para ödülü olduğu için yazmayı red edecek kadar onurlu bir insandır Mehmet Akif. Bugünkü gençlere her şeyin para olmadığı, düşüncelerin, fikirlerin, duyguların para ile satılamayacağını gösterecek muhteşem bir örnektir bence. Hamdullah Suphi Bey şiiri yazmasını eğer kazanırsa para ödülünü bağışlamasını önerir.

**************

Bunun üzerine Mehmet Akif  şiiri yazar. İyi kide yazmıştır. Âkif, ödül olarak verilen 500lirayı Hilal-i Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar’ül Mesai  Vakfına bağışladı. O dönemde kendi parası var mıdır? Hayır..Ankara’nın o soğuk kış günlerinde üzerine giyecek bir paltosuda yoktur. Ama yinede ödülü bağışlayacaktır. İşte bu nedenlede seçtim Mehmet Akif’i..Bugün onun şiirlerinden prim yapanlar keşke onun yaşam felsefesinin zerresini algılayabilmiş olsalardı.

**************

Atatürk ibadet dilinin Türkçeleştirilmesi Kur’an tercümesinin yapılmasını istiyordu. Cünkü Avrupa  Rönesans’ın ancak Reformla tamamlanmasından sonra aydınlanma çağını yakalayabilmişti. Türkiye’nin aydınlanmasının da Kur’an ın Türkçe meali ile gerçekleşeceğini, bu halkı yüzyıllardır din adına sömüren din tüccarlarının  gücünün böyle kırılacağını ve halkın dinini doğru şekilde öğreneceğini biliyordu. Kur’an Tercümesi için en uygun isim Mehmet Akif’ti. Çünkü çok iyi Arapca,Farsça biliyordu. Hafız bir aileden geliyordu . Kendiside hafızdı. Kuranı ezbere biliyordu. Ve muhteşem bir edebiyatcıydı.

****************

İstiklal Madalyası ile ödüllendirilen Mehmet Âkif, 1923 yılında Ankara'dan İstanbul’a döndü. Abbas Halim Paşa'nın daveti üzerine kışı geçirmek için Mısır'a gitti. Gitmeden önce Kur'an'ı Türkçe’ye tercüme etmek için Diyanet İşleri ile anlaşma imzaladı. Kendisine teklif edilen bu görevi başlangıçta reddetmişti  çünkü kendi eserlerini yazmak, milli mücadele destanını yaratmak istiyordu. Bir kaç sene yazları İstanbul'da, kışları Mısır'da geçirdi. 1925 yılında şapka kanunundan sonra Türkiye’ye hiç dönmedi. Ama Türk devrimi Atatürk hakkında hiç olumsuz yazısı çıkmadı. İskilipli Atıf Hoca gibi halkı galeyana getirmedi. 28 Şubat sürecinden sonra insanların din duygularını sömüren sözde din adamları gibi batı ülkelerine gidip yaşamadı. Türbanla meclise giren Merve Kavakçı gibi Amerika ya gitmedi.İslam ülkesi olan Mısır’da  Kahire yakınlarındaki Hilvan'a yerleşti.

***************

Burada adeta inzivaya çekilerek Kur'an tercümesi üzerinde çalışmayı sürdürdü ancak 6-7 sene üzerinde çalıştıktan sonra sonuçtan memnun kalmadı ve bu sorumluluktan kurtulmak istedi. Sonunda 1932’de mukaveleyi fesh etti. Diyanet İşleri Başkanlığı hem tercüme hem yorumlama işini Elmalılı Hamdi Efendi'ye verdi. Âkif, kendi yazdıklarını dostu Yozgatlı İhsan'a teslim etti ve ölür de gelmezse yakmasını nasihat etti. Mehmet Âkif, Mısır yıllarında Kuran çevirisinin yanı sıra Türkçe dersleri vermekle meşgul olmuştu. Kahire'deki “Câmi-ül Mısriyye" adlı üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı dersleri verdi (1925-1936). Bazı tarikat liderleri ve onların cemaatleri bugün dünyanın her yerinde açtıkları okullarla övünmektedir. Ama o okullarda eğitim dili Türkçe değil İngilizcedir. Mehmet Akif ise Mısır’da Türkçe dersleri vererek milletine hizmet etmiştir. Başka bir ülkenin emperyalist emellerine değil.

****************

1936 yılında rahatsızlığı iyice artınca Türkiye’ye dönecektir. Atatürk hastanede Mehmet Akif’e iyi bakılması için haber yolluyacaktır. Bugün Mehmet Akif’i  İslamcı ideolojilerine alet edenlerin bir bölümü Atatürk’e alkolikti o yüzden sirozdan öldü diye dil uzatan basit insanlar çoktur. Mehmet Akif’in ölüm sebebide sirozdur. Ki hayatı boyunca ağzına bir kere bile içki koymamıştır. Fakat o kuşak sıtma ile zorluklarla mücadele eden bir kuşaktır. İmparatorluklarını yıkmaya calışan emperyalist ülkelerin oyunları içine doğmuşlardır. O savaştan o cepheye koşmuşlardır. Balkan savaşlarından milli mücadelenin sonuna kadar dışarıdaki düşman içerdeki işbirlikçilerle mücadele etmişlerdir. Tek dişi kalmış canavarla! Ki düveli muazzamadır mücadele edip bir ülkeyi yeniden kurmuş bir kuşaktır. Hepsinin kişilik özellikleriyle tanınıp yeni kuşaklara anlatılması gerekir. 12 Mart 2011 İstiklal marşımızın 90.yıldönümü nedeniyle Mehmet Akif’i sectim. Onunda dediği gibi umarım “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtmasın”.   

egedegundem.com Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı