google.com, pub-2318409379925054, DIRECT, f08c47fec0942fa0





|
||
![]() |
Bu topraklardan bir SABAHATTİN ALİ geçti... | |
| Atilla KÖPRÜLÜOĞLU | ||
| atkoprulu@gmail.com | ||
Sabahattin Ali’yi aramızdan koparılışının 78. yılında sevgi ve özlemle anıyoruz.
Çağdaş Türk edebiyatının usta kalemi, yazar ve şairiydi...
Bu topraklardan bir
SABAHATTİN ALİ
geçti...
"Hayatta en güvendiğim insana karşı
duyduğum kırgınlık; adeta bütün insanlara dağılmıştı. Çünkü o benim için tüm insanlığın timsaliydi…"
(Sabahattin Ali-Kürk Mantolu Madonna)
Hikayeci, romancıdır Sabahattin Ali...
Tarzı; toplumsal gerçekçiliktir.
"Dağlar ve Rüzgar", "Değirmen", "Ses", Kuyucaklı Yusuf", "İçimizdeki Şeytan", "Kürk Mantolu Madonna" ve "Sırça Köşk"le hemen anımsanandır...
Edebiyat yeteneği, bilgisi muhteşemdir..
Almanca öğretmenliği de yapmıştır.
Dönemin yöneticilerini hicveden basılmamış bir şiirinden ötürü 1 yıl hüküm giymiş, Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmıştır. Aziz Nesin ile Markopaşa dergisini yayımlamıştır.
Dergide çıkan bir yazısından sonra 3 ay hapis cezası almıştır.
1936-1943 yıllarında sürekli olarak çıkardığı kimileri kısa sürede ikinci kez basılan hikaye kitapları ve romanlarıyla dönemin en okunan yazarları arasındaydı.
****
Sabahattin Ali; kişiler, olay, sonuç bağlantılarını ustaca ortaya koyan, etkili betimleme gücüyle geleneksel anlatım bilimlerine zenginlik katan bir kimliktir.
Anadolu'daki getirdiği konuları, son yazdıklarına kadar, bu genel özellikleriyle işlerken toplumsal gerçekçi akımın en etkili hikayecisi olarak kabul edilir.
Cumhuriyetten sonra gelişen bu türde en başarılı örneklerdendir Ali...
Eleştirmen Fethi Naci'dendir şu ifadeler de;
"Kişilerinin canlılığıyla, ayrıntıları kullanmadaki ustalığıyla, olay örgüsündeki mükemmellik, mahalli renkleri vermedeki üstün başarısıyla, sosyal gerçekçilikle insani gerçekçiliği tüm bir uyum içinde dengeli yansıtandır Sabahattin Ali..."
Sabahattin Ali, edebiyatımızda üzerine en çok yazılmış, değerlendirmeler, yorumlar yapılmış bir yazarımızdır.
****
Yakın Dostu Aziz Nesin, katledilişinin 31.yılında yazmıştır bu satırları;
"Edebiyat sözlüklerinde ve ansiklopedilerde, soyadı yasası çıkmadan ve önce ölmüş yazarlar, yalnız küçük adlarıyla anılırlar.
O dönemin yazarları sanatçıları iki ad kullanırlardı.
Tevfik Fikret, Ahmet Rasim, Süleyman Nazif vb.
Bu iki addan ikincisi ya 'baba adı', ya da o zamanlar kullanılan 'göbek adı' olurdu.
Sabahattin Ali’nin soyadı varken, edebiyat sözlüklerine, ansiklopedilere soyadı yokmuş ya da soyadı yasası çıkmadan önce ölmüş gibi 'Sabahattin Ali' olarak geçmiştir.
Onun soyadını bir toplantıdaki konuşmada açıklayana kadar kimse kullanmamıştı.
Sabahattin Ali’nin soyadı;
'Alı' dır!
'Alı,' 'yapmak' fiilinin 'yapı', 'sevmek'ten 'sevi', 'vermek'ten 'veri' gibi 'almak' fiilinden yapılmış bir isimdir.
Sabahattin Ali’nin bu soyadını almasının ilginç bir nedeni vardır.
Sabahattin Ali 'nin çağdaşı üç ünlü kişi vardı ki, bunların ikinci adları 'Âli' idi.
Hasan Âli(sonradan Yücel soyadını aldı),
Emin Âli(tarihçi, Çadlı soyadını aldı), Hasan Âli(sonradan Ediz soyadını aldı)
Bunların üçü de Sabahattin Ali, daha ünlenmeden önce ünlü kişilerdi.
Sabahattin Ali 'nin ikinci adı "Âli" değil, "Ali"ydi.
Ama okurları, tanıdıkları, arkadaşları, halk ona "Sabahattin Âli" diyordu.
O ise kendisine 'Sabahattin Âli' denilmesini, kendisinden önce ki ikinci adları 'Âli' olanlara benzetilmesini istemezdi.
İşte bu nedenle 'Âli' olmayıp 'Ali' olduğunu daha da üstüne basılarak, vurgulamak anlatmak için 'Alı' soyadını aldı.
Umarım ki bu açıklamamdan sonra edebiyat sözlüklerine ve ansiklopedilere 'A' bölümünde Sabahattin 'inki 'Alı' olarak girer..."
(Birlikte Yaşadıklarım Birlikte Öldüklerim, Nesin Yayıevi-2006)
|
||
| Etiketler: Bu, topraklardan, bir, SABAHATTİN, ALİ, geçti..., | ||
|