google.com, pub-2318409379925054, DIRECT, f08c47fec0942fa0





|
||
![]() |
SENAR'dı, MÜZEYYEN'di ŞARKILAR HEP ONU SÖYLER'di... | |
| Atilla KÖPRÜLÜOĞLU | ||
| atkoprulu@gmail.com | ||
Sanat perileri seslerini ona ödünç vermişti...
"Kimseye benzemezdi", "şikayet de etmezdi".
"Şarkılar onu söylerdi",
o ATATÜRK'e "Alişimin Kaşları Kara'yı"..
Kendi ifadesiyle, “Yaşamı 10 bin kadının hayatına denk”ti…
Sesine yansırdı onca yaşanmışlık.
"Bursalı Kadife Gelin"di...
"Sofular haram demişler bu aşkın şarabına
Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne" sözleriyle "Haydar Haydar" nefesini de söylerdi mutlaka...
MÜZEYYEN'di...
SENAR'dı...
MÜZEYYEN SENAR'dı!
Güçlü sesi, kendine has yorumu ve sahnedeki edasıyla bir ekoldü.
****
1933'te İstanbul Harbiye'deki Belvü gazinosunda ilk kez sahneye çıktığında mahkeme kararıyla yaşını büyütmek zorunda kalmıştı.
Daha 15'indeydi. İlk taş plağının kaydı 1934'te yapılmıştı.
Ertesi yıl, Dolmabahçe Sarayı'na çağrıldı ve Tatyos Efendi'nin bir şarkısını söylerken, Atatürk’ün "keyifle yudumladığı rakısına" imrendi.
Sonraları Bursa Çelik Palas'ta, balolarda, Ege Vapuru'nda, bir çok kez Atatürk’ün sofrasına çağrıldı. Son kez 1938 yazında Savarona Yatı'nda şarkı söylediğinde artık sofrada rakı ve tütün yoktu.
Aynı yıl Ankara Radyosu’nun ilk yayınlarına katıldı ve ünü Türkiye çapında yayıldı.
Müzeyyen Senar, Mısır filmleri için seslendirdiği şarkılarıyla, rol aldığı filmlerle, plaklarıyla gazinoların paylaşamadığı isimdi.
Kürt Beşir(Öge) İzmir Fuarı'ndaki gazinosunun adını, ona ithafla "Çamlık Senar koymuştu.
Her yaz da hayranı olduğu sanatçıyı İzmirlilerle buluşturmuştu.
(Dilek Çetinkaya-Radi Dikici
Cumhuriyet Divası Müzeyyen Senar)
****
Devam edelim;
Gazino programlarında ve özel davetlerinde Müzeyyen Senar için rakının yeri özeldi.
Mezarına bir 35'lik ve bir Senar kasediyle gömülmesini isteyen bir hayranına sahneden bir şarkısını adamıştı:
"Meyhanede kaldık bu gece mestiz ah efendim,
Bir şeyle mukayyet değiliz serbestiz efendim..."
Sahnede rakı kadehini fondipleyip kafasının üzerinde çevirip sonra yere atması, en unutulmaz ritüelidir.
Programına adeta abone her gece efkara boğulan bir hayranının kafasında 35'liği kırması...
Ev davetlerinde lame ayakkabısını kadeh olarak kullanan dönemin meşhur ressamı İbrahim Çallı...
Boğaz'daki yalısını güvertede içki yudumlayarak harp gemisiyle ziyaret eden albay...
Bu hayranlar kolay kolay kimseye kısmet olmamıştır.
"Sanat Güneşi" Zeki Müren de bir röportajında "Beni ilk duygulandıran, tüylerimi diken diken yapan, bir kadeh içip efkâr dağıttıran ses; Müzeyyen Senar Hanımefendi 'nin sesidir" demiştir.
Aslında Zeki Müren bu ifadesiyle Senar hayvanlarının duygularını da dillendiriyordu.
Bir anekdot Senar'dan;
70'li yıllarda bir Karadeniz Turnesi sırasında Samsun Havza'da dere kenarında kahve bahçesine oturmuş, manzara karşısında efkarlanmış, beyaz peynir ve rakısını da bulmuştur.
Ancak hava çok sıcaktır, buz da yoktur.
Bu sırada bir gök gürültüsü, ardından sağanak ve dolu.
Buz gökyüzünden gelmiştir...
****
Diva'yı yorumladığı bir şarkısı ve Haluk Isık Hocam'ın ona yazdığı şiir ile analım;
"Tamburu incitti ölüm
Hiçbir makam avutamaz kemanı
Yalnızca ölü bestekarlar sevindi
'Müzeyyen, burada burada sesin eksikti...'
Toprağa daha saygı duymalıyız
Ve girmemeliyiz gökyüzüyle arasına
Çünkü bir şarkıya başlayabilir kadın
Ve o şarkı, dünyayı dolaşabilir
Çünkü Müzeyyen,
Yaşarken fethettiğini
Asla ihmal etmeyecektir..."
|
||
| Etiketler: SENAR'dı,, MÜZEYYEN'di, ŞARKILAR, HEP, ONU, SÖYLER'di..., | ||
|